seks'ek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seks'ek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

aslanlar sahada

Çeteden Selen aramış, olan biteni telefonda anlatmıştı... Her zamanki mekana buluşmaya gittiğimde, oradaydı. Beni beklemeden rakı söylemiş, hatta kadehi yarılamıştı. Ağladığını tahmin etmek güç değildi. Gözleri şişmişti. Kırmızı gözlerinden alev çıkıyordu sinirden. Bense gülmekten “merhaba” bile diyemedim. Kahkahalar atıyordum karşısında. Kendimi tutmam imkansızdı…

…

Selen’in sevgilisi Metin, koyu Galatasaray’lı!

Selen, koyu açık ne demek bilmez. Bildiği; Metin’in Galatasaray’ın maçlarını takip ettiği. Kaybederse yanına yanaşılmadığı, kazanırsa tadından yenmediği. Bir de Selen’in bildiği, Galatasaray’a cim bom bom dendiği. Zaten normal olan her kadın gibi maça merakı da yoktur. Bunlara da şükür yani.

Metin, iş gezisindeymiş. 1 Hafta sonra şehir dışından döndüğü gün, derbi var.

Aslında aynı kafadayız Selen’le. Maç seyrettikleri sırada, adamların taciz edilmesine karşıyız biz. Adam ana avrat sövecek. Hemcinsleri ile çenesinden bira akıtacak, cipslerin üstünde tepinecek filan. Ne işimiz var o ortamda bi kadın olarak? Cıksss… Hiç bize göre değil bu.

Selen zaten Metin’in geldiği günü gözden çıkarmış. Hem de anlayışlı kadını oynayarak; “1 Gün daha dayanırım hayatım. Sen çık eğlen. Takıl arkadaşlarınla, rahat ol.” Lakin adam fena özlemiş. “Öğlen evdeyim. Bendesin” demiş.

Emir büyük yerden :) Selen gitmiş tabi. Kurulmuşlar salona. Açmışlar televizyonu. Maçın 1. yarısı öpüş koklaş bitmiş. Arada, *horoz işi bi sevişilmiş. *Horoz işi: Alelacele, ayaküstü, çarçabuk. Bu durum hoşuna da gitmiş Selen’in. 2. Yarı yine öpüş koklaş. Metin “kalk” demiş, “içeri geçelim.” Gururu okşanmış tabi Selen’in. Eee adam derbiyi bırakıyor! Düşünün yani. Kaç yıldır birlikteler. Adam hala özlüyor, hala dayanamıyor filan. Selen’in ego tavan!

Neyse olay bitmiş, bizimkiler bitmiş, maç bitmiş... Selen, maçı da seyredemedin diye cilveleneyim demiş. Adam demez mi “2-1 yenildik” diye. Sonra uzanmış, yatak odasındaki televizyonu da açmış. Özetler, yorumlar filan. “Bak işte, bak” demiş Metin, “az önce bu ibne yüzünden kaçırdık güzelim golü!” “Nasıl yani?!” demiş Selen. Eminim gözleri kamyon tekerleği gibi açılmıştır. “Basbaya” demiş, “ya yarım saat önce penaltı kaçırdık bu şerefsiz yüzünden.”

…

 “Lan yarım saat önce, biz porno yıldızlarının bile altından kalkamayacağı pozisyonlar sergiliyorduk. Herif o sırada maç dinliyormuş, inanabiliyor musun?!” dedi Selen. Ben güldükçe daha da sinirleniyordu ama elimde değildi...

:)))

sorgusuz sualsiz

“Nereye?”
Tatilde ya da bi hafta sonu kaçamağında, otelde ya da onun evinde, fark etmez! Yapma! Nereye gider insan gecenin bi saati yataktan kalkıp, hı nereye? Manasız soru no: 1 idi bu.

“Niye sırtını döndün?”
“Sen rahat sarıl diye hayatım” ya da “bacağım uyuştu”
Bunu ilişkinin başlangıcında anlayabilirim ama 3 ay sonra fena sorudur yani. Söylüyorum işte rahatla; birinin seviştikten sonra sana sırtını dönmesi hiçbir anlama gelmez! Seviştiniz bitti. İn adamın üstünden. Yapma!

“Su ister misin?”
Bi kere verdi / aldın diye bu kadar sorumlu hisetme. Boğma karşıdakini de. Ha kendin içeceksen o başka. Onun dışında 2 dk efendi ol. Yapma! Hizmet etmeyi bırak.

“Acıdı mı?”
Canı acısa söyler insan, yapma! “Dur” denir, “höst” denir, “oha” denir, “yavaş lan hamur mu bu” denir, denir de denir… İllaki bir şey denir ama sadece inlenmez. O yüzden kes şunu sormayı.

“Havlu vereyim mi?”
“Kalk yıkan!” komutu gibi. Belki banyo filan yapmayacaksın, belki sabah alıcaksın duşunu. Öyle pis bi sorudur ki, mecbur duşa yollandırır adamı. Yapma! Havlu, şampuan, şu, bu istese kendi söyler zaten.

“Işığı kapatır mısın?”
Asla yapma! Ne ilk sevişmede ne aylar sonrakinde. Ağdanı filan yaptır. Sonra bırak yanık kalsın tüm ışıklar. Frenle kendini. Adam kapatmak isterse kapar, istemezse karışma. Gündüz seviştiğini farzet sen de. Kapat da kapat diye tuturma.

“Ne düşünüyorsun?”
Yapma! Sakın diyorum bak! İster inan ister inanma insanlar hiçbir şey düşünmeden de oturabilir. Bazen sadece derin bi nefes almak ister insan. Bu, iç çekmek demek değildir. Sen bu soruyu sorduktan sonra derin nefes alırsa başka tabi!

beynini s.keyim senin!

Şişmanım.

1. Şişkoyum diye, kolay kadın değilim. Egolarım zayıf değil. Onlar da bedenim gibi hayli şişkin! “Ben şişkoyum diye beni kimse sevmiyor :(” filan da değil. Beni bu şekilde vuramazsınız yani. Unutun gitsin.

2. İnanın. Gerçekten. Bildiğiniz şişkoyum. Bunu netteki abazaları uzak tutmak için filan uydurmuyorum. Boşa hayal kurmayın. Kırılır!

Anlaştıysak yazıya geçebilirim...



Hayatı seviyorum. Gezmeyi, yeni insanlar tanımayı, dost sohbetlerini, flörtleri, erkekleri (itiraf ediyorum; kadınlardan daha fazla), güzel kadınları, ruhumu okşayan şeyleri, müziği, yazmayı (bunu zaten anlamışsınızdır), denizi, güneşi, kar, yağmur hatta sağnağı, bulaşık yıkamayı (su rahatlatıyor beni) vs. Ve yemek yemeyi seviyorum. Hem de çok… Bu paragraf, daha çok uzardı ama yazmıyorum…

Seksi seviyorum. Değil sekssiz bir ilişki, sekssiz bir hayat düşünemiyorum. Eski sevgilimin de dediği gibi; yataktayken başka bakıyorum. Bu paragrafı yazmak zor olacak…

Kadınların, “bu bende olsa yakardım ortalığı” dediği hiçbir şey bende yok. Bir yere girince bakışları üzerinde toplayacak hiçbir fiziksel özelliğim yok. 36 yaşımdayım. Ömrümde, toplam 36 kere makyaj yapmamışımdır. Alt metin: yani birden bire sokakta öpüverirseniz bozulacak bir rujum yok. L beden giyiyorum. Bildiğin 40 hatta 42. Lakin çok iyi biliyorum ki bir masaya oturup sohbet ettiğim 100 erkekten, beni seksi bulmayanların sayısı 3’ü geçmez. Hayır, zeki kadın güzeldir kandırmasından söz etmiyorum. Sadece birazcık gözlem. Sigara içerken ökürsürmemden, kırmızı ayakkabılarımı giyip ayağımı hafif hafif sallamamdan, “yok artık” dememden, içten gülmemden vs bahsediyorum. İşin güzel tarafı bunları bilerek yapmıyorum. Kendimi tanıyorum ve seviyorum. Hepsi bu.

Karşımdaki adam, beni beğensin diye debelenmiyorum. Çünkü istersem, en kralının 2 cilvelik işi olduğunu biliyorum. Acaba ne sever, acaba ne ister, acaba ne hoşuna gider, acaba n’aparsam beni beğenir, acaba nasıl davransam beni seksi bulur, acaba... Bunları düşünmek inanın çok yorucudur. Oysa kendin olmak çok kolay. Kendini bilen ve kendini seven kadın seksidir! Var mı itirazı olan?

Seks özgürlüktür. İstediğim her kadın olabilirim.

Göğüsleri sarkık diye, sevişirken sevgilisinin kucağına oturmayan kadınlar tanıyorum. "Gözlerine bakarsan, umurunda bile olmaz adamın" diyorum. Dinletemiyorum... Benim sevişirken aklıma koca göbeğim gelmez, mesela. Adamın da sevişirken benim selülitlerime, sarkmış memelerime, ne bileyim çirkin diz kapaklarıma filan dikkat edeceğini hiç düşünmüyorum. Çünkü sevişirken ben, karşımdakinin kıllarına, zayıflıktan çıkmış kemiklerine ya da baklava olmayan karın kaslarına dikkat etmem. Tamam dürüst olmak gerekirse sakallarına edebilirim, o da öperken batarsa :) “Şu herifinki de daha kalın olsaydı” ya da “daha uzun olsaydı keşke aleti” diye düşünmüyorumki. Seks; organ naklidir. Olduğu gibi ve bütünüyle seviyorum ben adamı. Bu yüzden, ruhum reddetmiyor vücuduma eklenen o parçayı.

Zeki erkek severim, hangi vücutta olursa olsun. Evet, yatakta IQ testi yapılmıyor ama benim tahrik olmam için maalesef hoş sohbet gerekiyor. Ancak beynim s.kildikten sonra aklıma o soru düşüyor; “lan acaba bu adamla sevişmek nasıl olur?!”

Şimdi erkeklerin tahrik olması için görsellikten filan bahsedeceksiniz, biliyorum. Ve size “peeeh” diyorum. Önce erkeklere sözüm: 2 güzel meme veya 1 güzel popo ile tahrik mi oluyorsunuz gerçekten? Yoksa bu, hoşunuza giden çapkınlığın bi kılıfı mı? Hep, gördüğünüzden daha güzeli olacaktır. Size bir şey diyeyim; en güzel meme, popo, bacak vs hayalinizdekidir. Eve, wc’ye gidin. En çok orada mutlu olursunuz siz!

Ya siz kadınlar, her gördüğünü isteyen bi adamı niye tercih ediyorsunuz? Hatta çocuklar gibi bana ne, bana ne, ben onu istiyorum diye tutturan bir adamı… Siz öğretmen veya psikolog değilsiniz. Ona nasıl ilişki kurulacağını gösteremezsiniz. Salın, gitsin!

dikenli tel

Bir sürü erkeğim olmalı benim.

   Penisine dikenli tel sarıp öpüşmeliyim her birinin…


 
Lakin farklıyım, hemen hemen tüm kadınlardan.
 

Misal
   doğurabiliyorum ben bacaklarımı açmadan…

deli kadın!

Delirdi mi kadın deliriyor işte…

Olmadık şeyler geliyor aklıma. Bilmiyorum ki, çoktan olmuştur ihtimal dahilinde. Belki sevişmişsindir ellerinin biriyle, kendi kendine. Belki de elinin biriyle (en fazla bu acıtır beni kesinlikle)…

Sahi nasıl başladınız sevişmeye? Tahmin edebiliyorum aslında; kucağına oturtmuşsundur onu o en sevdiğin pozisyonda. Kadın, utangaç değildir ya da fazlasıyla cesur. Sana göre olan budur. Benim seni istediğim gibi istemiştir kadın seni. Oysa sen, benmişim gibi okşamamışsındır onu. Çünkü sen her seferinde tek kişiyle girersin yatağa. Değil mi?

Fena halde canım çekti seni şu aralar… Yani gelsen ve gitsen 2-3 saat sonra. Gelsen ve mutlu etsen bir miktar. Çünkü başkaları eksik bıraktı beni. Kızmaya hakkın yok. Sen gitmiştin. Yine de ben hep seni düşündüm, yemin kere yemin ki.

İki kişi çıktı karşıma. Senden sonra ilki; ilgilendi benle. Kaba elleriyle okşadı egomu, küfür eder gibi söylemedi ayıp sözcükleri, merak etti beni, denedi mutlu etmeyi, paylaştı bedenini.

Özetle beni istedi… Allah bilir evli ve hatta çocuk sahibiydi. Ya da kim bilir yalancının biri. Her durumda önemsizdi... Sevişirken adını bile söyleyemediğim, bol alkole batmış, zevkten çok hafıza kaybı yaşamak için koynuna girdiğim biriydi.

Hadi birincisi neyse de, ben ikincisini hep sana benzettim. Onu hep sen sanarak koklaştım, senin kelimelerin ağzından çıksın diye umutlandım, o niyetle dokundum, o maksatla düğmeleri açtım…

O sen değilmiş… Ben onu uğruna kendimi erittiğim, yatağında ömür tükettiğim adam sanıyordum. Ne yaparsam yapayım sana benzemedi… Yaptıkça da anladım sonra ben beş para etmediğimi…

Neredesin? Heba oluyorum burada. Yeniden bir savaş başlayacak az sonra. Yalnızım bütün yataklarda. Gel de onlara “yattığınız kadın bana ait” de.

Geçen gecelere inat, ben seni hala unutamıyorum…

deli mi öptü beni?

Biri farkında…
Biri safa yatıyor…

Önce şımarttım alabildiğin kadar. Doldurdum tepeleme. Yani o derece, o kadar...
Eee almadın tabi...
Daha da kötüsü “daha da yer var” sandın...

Ne zaman “ben kimim?”in yerini aldı “ben var ya...”lar.
O kadar büyüdün mü sen?
Ne kadar adamdın? Ne kadar olur ki sızın?
Ateş ol sen, kendin kadar.
Yak da göreyim...

Öylesine gelişti... Gelişi güzel...
Hadi lan ordan.
Ne gelişin güzeldi ne gidişin.
Gelişine vurayım...

Akşama koynunda, sabaha yollardayım...
Sabahtan akşama çekilmiyorsun.
Bi kitap, bi şişe şarap, bi kutu durex...
Daldım, harcıyorum...

Yazıyorum... Karalıyorum...
Sen bunu kaldıramazsın, tahmin ediyorum.
Ortalık bilmesin, elin kirlenmesin...
Ben elimi kolayla yıkıyorum.
Sen zor olamazsın...

Ve inadıma gidiyorum...







- Sen delisin!
- Heee öyleyim… Ve de öpiyim…

03.14'

- seninle sevişmek istiyorum
- ben de
- eh o zaman görüşelim
- ama sabah tanımam ona göre


Bak olabilir işte bu! En azından dürüstçe…


bi kadınla olsam… hani kırıntısız, baş ağrısız bi sabah olsa, hard-porno bi gecenin ardından…
düşünsene;
aramaz sormaz, ya "ben hamileyim" demez ya da "kaçta geliceksin?"
yok…
falan filan…
işte bu be!


için rahat..
ilişki yok, düşünmek yok… miiis…
ama işte erkekler bunun yerine, dürüst olmak yerine,
serde egoları da var tabi
işin aslı olm, sktr olup gitmek yemediğinden ilişkideki adam'ı oynarlar…
Halbuki karşıdaki kadın, çoktan kabul etmişse çekip gitmeyi?


ben arıyorum mesela…
ama tam tersi, kadın hep duygusal bi sote durumunda olacak diye atlamıyorum.
hayatımda bir kere bunu yapmalıyım diye düşündüm,
hem de denk gelirse usta işi olsun falan…
eee sonra?
etik girer, mekanizma dağılır…
yok be baba
olmuyor…
baştan akarsız-kokarsız olacak, ilk andan bakacaksın…



etik dediğin ne yaa?
oyun işe!
yiyorsa dürüst olsana…
kadın kapıyı çekip çıksa,
alt tarafı bi gecelik sokuşmuşluktan, bilemedin 1-2 boşalmışlıktan sonra…
gidip çay demleyip, org. sigarası tüttürsene…
ama yemiyor,
onun yerine “etik“…
topuna sie lan…
harbi diyorum bak!
kapı mutlaka çarpılacaksa, ben çıkarken arkadamdan çarparım…
hadi güzel ayrılalım varsa, 1-2 dakkalık zevk durumu hesabına;
tamam sessiz giderim
becerikliyse ama üstümde yatan…
anca bu kadar olur,
bi bu gelir elimden…


hayat böyle de geçmez ama beslenmeyi bilenler için…
mesela şöle olsa; ben seveyim birini ama hatta hem seveyim hem zkyim onu…
ama bi kadın da bi gece beni …sin
olmaz mı?
olur!
aşk başka be
aşk acayip lan
aşk, orgazm mı aratır adama
aşkın kendi lale devri
bir muaşeret kokain tadı yapışıverir
illaki, o sarhoşlukta delilik de tutmayabilir
ama bu başka…
ben aşığım şimdi…!
ama bi kaçak gece olsa; hani sert, darbeli
hani aleni ışık altında
hani önce öpüşmedik diye kırılgan olmayan
böyle bi şeydir işte bu, herhalde…
ben evsizim kardeşim konuşturmayın beni penisimle…
ben dipsizim…

sonat

Bileklerini görmeliyim; hiç görmediğin beni çizerken…

Senin en çok el bileklerini merak ediyorum. Misal, gümüş bir zincir var mı orada? Saatinin kayışı metal mi deri mi yoksa? Böyle şeyler işte… Halbuki hiç görüşmemiş insanların neyine hayat, bilek, resim v.s.



ben seninle çoktan tanıştım
seninle buluştuk bile
hatta ben senin saçlarına iltifat ettim
akşam oldu sen beni eve bile attın
seviştik bile yattık işte daha ne
kalktık ama geceydi hala
sonra gene seviştik, sevdim-seviştik-sevdin
sabah da ne olmaz sabahmış sonra ben saçlarımı taramadım
sen saçlarını yaptırmadın
ben işe gittim
sen onlarla günaydınlaştın
olsun saçların genede güzel olmuş
olmuş da ne iyi olmuş…


O seviştiğin ben değildim. Ben o sırada, sen kara kalem bi kadın çizerken bileğine bulaşan siyah lekelerdeydim. Ben o sırada bir sonrakiydim…



- Kendini sevmeli ve kendi resmini çizmelisin.
- Kendimi sen çizer misin?
- Sen kendini soyabilir misin?
- Beni hem çıplak hem de güzel çizecek kimse olmadı…



Yüzümü çizmemişsin. Neden bilmiyorum. Hiç olmamış gibi değil de dökülmüş gibi sanki. Ama çok garip; sesim var. Sesleniyorum resimden kalemin üzerindeki sana. Sesleniyorum: “soyun da gel kağıda“…

Üzerimde hiçbir takı yok. Hiçbir şey yok. Ellerin gerek bana, süs niyetine. Bileklerin, bileğime bilezik olmalı…



Yok… Böyle olmayacak;
   dalmak lazım hayatın bacak arasına
      ve giderken de inadına prez.i içinde bırakmak...

seks yapmayın!

Eşinizle beraber olursunuz. İki taraf da tatmin olduysa sevişmiş sayarsınız kendinizi. Oysa yalnızca seks yapmışsınızdır. Problem yoktur. Herkes mutludur. Günlük hayata dönülür. Cinselliği bildiğini sananların yaşadığı sekstir çoğu zaman. Yanlızca seks.

Evli barklı kadınlar olursunuz, çoluk çocuk sahibi babalar. Yine de konuş(a)mazsınız. Görevlerinizi yerine getirmenin rahatlığı içinde geçirirsiniz gecelerinizi. Fazla! doğaldır her şey. Ne emek verirsiniz ne özen gösterirsiniz. Seks yaparsınız sonra mesela iş yerinde olanlar hakkında konuşursunuz. Aldığınız deterjanın içinden çıkan tavadan bahsedersiniz, kedinin bir şey yemediğinden, çocuğun matematiğinin zayıf olduğundan vs. Sevişmek hakkında konuşmazsınız ama asla. En fazla “nasıldı?” denir. Seksle ilgilidir 2-3 cümle. Ötesi olmaz.

Kendini tanımakla başlar hersey. Oysa kendi kendimize bile konuşamıyoruz cinsellik hakkında. Önce kendimiz bastırıyoruz kendi sesimizi. Ayıp, yasak, günah… Her şey hakkında konuşabilirsiniz. Sevgiliniz, eşiniz, eski eşiniz/sevgiliniz, bunalımlariniz, sevinçleriniz, dostlarınız, sırlarınız… Dökebilirsiniz gözler önüne. Her şeyi anlatabilirsiniz ama seks hariç. O olmaz. Bunu atlatmayı başaranların adı bellidir. Ahlaksız oluverirsiniz bir anda, utanmaz, edepsiz… Seks/sevişme hakkında konuşulmaz!

Konuşmaya konuşmaya katlanmayı ya da kanıksamayı öğrenirsiniz. Ya nefret edersiniz tanımadığınız seksten, ya kanıksarsınız bildiğinizi sandığınız sevişmeleri. “Zevk alıyoruz ya işte daha ne” değil mi? (Fiziksel) Zevk almaktır amaç. Tekniğiniz kusursuz olmalıdır çünkü duygusal yönünüz zayıftır. Bu yüzden yıllardır g noktası aranır durulur. Erkekler arası santim savaşları, skor yarışları yaşanır…

Yanınızdaki insana bakmazsınız bile çoğu zaman. Canım ne gereği var ki. Daha 15 dakika önce beraber olmadınız mı? Kaç yaşındaki insanlara bu romantizm komik kaçmaz mı? Sokakta yürürken elini tutmazsınız eşinizin. Niye? Çünkü seks ile sevişmenin farkını bilmezsiniz. Sevişmenin nasıl başladığından haberiniz yoktur. Başbaşa yenen bir yemekle başlar sevişmek. Kadın yemeğe giderken, rujunu sürerken başlar. Erkek belki de traş olurken… Farkı bilenler yatağa girmeden çok önce başlar sevişmeye… Mekanı yoktur çünkü sevişmenin ve de zamanı… Oysa seks yatakta olur; alelacele, yarım yamalak…

Günün koşuşturmaları sonrasında gece aralarına sıkıştırılmış görevdir seks...
Günün koşuşturmaları arasındaki kaçamaklardır sevişmek...

Bundan sonra seks yapmayın! Sevişin...




*Oysa onlar yemek yer gibi seks yapmış, yutkunur gibi doyuma ulaşmış, bir saniye sonra da yaşadıklarnı unutmuşlardı.

*Duygu Asena
Aşk gidiyorum demez


Bookmark and Share