aslanlar sahada
sorgusuz sualsiz
beynini s.keyim senin!
dikenli tel
Penisine dikenli tel sarıp öpüşmeliyim her birinin…
deli kadın!
Olmadık şeyler geliyor aklıma. Bilmiyorum ki, çoktan olmuştur ihtimal dahilinde. Belki sevişmişsindir ellerinin biriyle, kendi kendine. Belki de elinin biriyle (en fazla bu acıtır beni kesinlikle)…
Sahi nasıl başladınız sevişmeye? Tahmin edebiliyorum aslında; kucağına oturtmuşsundur onu o en sevdiğin pozisyonda. Kadın, utangaç değildir ya da fazlasıyla cesur. Sana göre olan budur. Benim seni istediğim gibi istemiştir kadın seni. Oysa sen, benmişim gibi okşamamışsındır onu. Çünkü sen her seferinde tek kişiyle girersin yatağa. Değil mi?
Fena halde canım çekti seni şu aralar… Yani gelsen ve gitsen 2-3 saat sonra. Gelsen ve mutlu etsen bir miktar. Çünkü başkaları eksik bıraktı beni. Kızmaya hakkın yok. Sen gitmiştin. Yine de ben hep seni düşündüm, yemin kere yemin ki.
İki kişi çıktı karşıma. Senden sonra ilki; ilgilendi benle. Kaba elleriyle okşadı egomu, küfür eder gibi söylemedi ayıp sözcükleri, merak etti beni, denedi mutlu etmeyi, paylaştı bedenini.
Özetle beni istedi… Allah bilir evli ve hatta çocuk sahibiydi. Ya da kim bilir yalancının biri. Her durumda önemsizdi... Sevişirken adını bile söyleyemediğim, bol alkole batmış, zevkten çok hafıza kaybı yaşamak için koynuna girdiğim biriydi.
Hadi birincisi neyse de, ben ikincisini hep sana benzettim. Onu hep sen sanarak koklaştım, senin kelimelerin ağzından çıksın diye umutlandım, o niyetle dokundum, o maksatla düğmeleri açtım…
O sen değilmiş… Ben onu uğruna kendimi erittiğim, yatağında ömür tükettiğim adam sanıyordum. Ne yaparsam yapayım sana benzemedi… Yaptıkça da anladım sonra ben beş para etmediğimi…
Neredesin? Heba oluyorum burada. Yeniden bir savaş başlayacak az sonra. Yalnızım bütün yataklarda. Gel de onlara “yattığınız kadın bana ait” de.
Geçen gecelere inat, ben seni hala unutamıyorum…
deli mi öptü beni?
Biri farkında…
Biri safa yatıyor…
Önce şımarttım alabildiğin kadar. Doldurdum tepeleme. Yani o derece, o kadar...
Eee almadın tabi...
Daha da kötüsü “daha da yer var” sandın...
Ne zaman “ben kimim?”in yerini aldı “ben var ya...”lar.
O kadar büyüdün mü sen?
Ne kadar adamdın? Ne kadar olur ki sızın?
Ateş ol sen, kendin kadar.
Yak da göreyim...
Öylesine gelişti... Gelişi güzel...
Hadi lan ordan.
Ne gelişin güzeldi ne gidişin.
Gelişine vurayım...
Akşama koynunda, sabaha yollardayım...
Sabahtan akşama çekilmiyorsun.
Bi kitap, bi şişe şarap, bi kutu durex...
Daldım, harcıyorum...
Yazıyorum... Karalıyorum...
Sen bunu kaldıramazsın, tahmin ediyorum.
Ortalık bilmesin, elin kirlenmesin...
Ben elimi kolayla yıkıyorum.
Sen zor olamazsın...
Ve inadıma gidiyorum...
- Sen delisin!
- Heee öyleyim… Ve de öpiyim…
03.14'
- ben de
- eh o zaman görüşelim
- ama sabah tanımam ona göre
Bak olabilir işte bu! En azından dürüstçe…
bi kadınla olsam… hani kırıntısız, baş ağrısız bi sabah olsa, hard-porno bi gecenin ardından…
düşünsene;
aramaz sormaz, ya "ben hamileyim" demez ya da "kaçta geliceksin?"
yok…
falan filan…
işte bu be!
için rahat..
ilişki yok, düşünmek yok… miiis…
ama işte erkekler bunun yerine, dürüst olmak yerine,
serde egoları da var tabi
işin aslı olm, sktr olup gitmek yemediğinden ilişkideki adam'ı oynarlar…
Halbuki karşıdaki kadın, çoktan kabul etmişse çekip gitmeyi?
ben arıyorum mesela…
ama tam tersi, kadın hep duygusal bi sote durumunda olacak diye atlamıyorum.
hayatımda bir kere bunu yapmalıyım diye düşündüm,
hem de denk gelirse usta işi olsun falan…
eee sonra?
etik girer, mekanizma dağılır…
yok be baba
olmuyor…
baştan akarsız-kokarsız olacak, ilk andan bakacaksın…
etik dediğin ne yaa?
oyun işe!
yiyorsa dürüst olsana…
kadın kapıyı çekip çıksa,
alt tarafı bi gecelik sokuşmuşluktan, bilemedin 1-2 boşalmışlıktan sonra…
gidip çay demleyip, org. sigarası tüttürsene…
ama yemiyor,
onun yerine “etik“…
topuna sie lan…
harbi diyorum bak!
kapı mutlaka çarpılacaksa, ben çıkarken arkadamdan çarparım…
hadi güzel ayrılalım varsa, 1-2 dakkalık zevk durumu hesabına;
tamam sessiz giderim
becerikliyse ama üstümde yatan…
anca bu kadar olur,
bi bu gelir elimden…
hayat böyle de geçmez ama beslenmeyi bilenler için…
mesela şöle olsa; ben seveyim birini ama hatta hem seveyim hem zkyim onu…
ama bi kadın da bi gece beni …sin
olmaz mı?
olur!
aşk başka be
aşk acayip lan
aşk, orgazm mı aratır adama
aşkın kendi lale devri
bir muaşeret kokain tadı yapışıverir
illaki, o sarhoşlukta delilik de tutmayabilir
ama bu başka…
ben aşığım şimdi…!
ama bi kaçak gece olsa; hani sert, darbeli
hani aleni ışık altında
hani önce öpüşmedik diye kırılgan olmayan
böyle bi şeydir işte bu, herhalde…
ben evsizim kardeşim konuşturmayın beni penisimle…
ben dipsizim…
sonat
Senin en çok el bileklerini merak ediyorum. Misal, gümüş bir zincir var mı orada? Saatinin kayışı metal mi deri mi yoksa? Böyle şeyler işte… Halbuki hiç görüşmemiş insanların neyine hayat, bilek, resim v.s.
ben seninle çoktan tanıştım
seninle buluştuk bile
hatta ben senin saçlarına iltifat ettim
akşam oldu sen beni eve bile attın
seviştik bile yattık işte daha ne
kalktık ama geceydi hala
sonra gene seviştik, sevdim-seviştik-sevdin
sabah da ne olmaz sabahmış sonra ben saçlarımı taramadım
sen saçlarını yaptırmadın
ben işe gittim
sen onlarla günaydınlaştın
olsun saçların genede güzel olmuş
olmuş da ne iyi olmuş…
O seviştiğin ben değildim. Ben o sırada, sen kara kalem bi kadın çizerken bileğine bulaşan siyah lekelerdeydim. Ben o sırada bir sonrakiydim…
- Kendini sevmeli ve kendi resmini çizmelisin.
- Kendimi sen çizer misin?
- Sen kendini soyabilir misin?
- Beni hem çıplak hem de güzel çizecek kimse olmadı…
Yüzümü çizmemişsin. Neden bilmiyorum. Hiç olmamış gibi değil de dökülmüş gibi sanki. Ama çok garip; sesim var. Sesleniyorum resimden kalemin üzerindeki sana. Sesleniyorum: “soyun da gel kağıda“…
Üzerimde hiçbir takı yok. Hiçbir şey yok. Ellerin gerek bana, süs niyetine. Bileklerin, bileğime bilezik olmalı…
Yok… Böyle olmayacak;
dalmak lazım hayatın bacak arasına
ve giderken de inadına prez.i içinde bırakmak...
seks yapmayın!
Evli barklı kadınlar olursunuz, çoluk çocuk sahibi babalar. Yine de konuş(a)mazsınız. Görevlerinizi yerine getirmenin rahatlığı içinde geçirirsiniz gecelerinizi. Fazla! doğaldır her şey. Ne emek verirsiniz ne özen gösterirsiniz. Seks yaparsınız sonra mesela iş yerinde olanlar hakkında konuşursunuz. Aldığınız deterjanın içinden çıkan tavadan bahsedersiniz, kedinin bir şey yemediğinden, çocuğun matematiğinin zayıf olduğundan vs. Sevişmek hakkında konuşmazsınız ama asla. En fazla “nasıldı?” denir. Seksle ilgilidir 2-3 cümle. Ötesi olmaz.
Kendini tanımakla başlar hersey. Oysa kendi kendimize bile konuşamıyoruz cinsellik hakkında. Önce kendimiz bastırıyoruz kendi sesimizi. Ayıp, yasak, günah… Her şey hakkında konuşabilirsiniz. Sevgiliniz, eşiniz, eski eşiniz/sevgiliniz, bunalımlariniz, sevinçleriniz, dostlarınız, sırlarınız… Dökebilirsiniz gözler önüne. Her şeyi anlatabilirsiniz ama seks hariç. O olmaz. Bunu atlatmayı başaranların adı bellidir. Ahlaksız oluverirsiniz bir anda, utanmaz, edepsiz… Seks/sevişme hakkında konuşulmaz!
Konuşmaya konuşmaya katlanmayı ya da kanıksamayı öğrenirsiniz. Ya nefret edersiniz tanımadığınız seksten, ya kanıksarsınız bildiğinizi sandığınız sevişmeleri. “Zevk alıyoruz ya işte daha ne” değil mi? (Fiziksel) Zevk almaktır amaç. Tekniğiniz kusursuz olmalıdır çünkü duygusal yönünüz zayıftır. Bu yüzden yıllardır g noktası aranır durulur. Erkekler arası santim savaşları, skor yarışları yaşanır…
Yanınızdaki insana bakmazsınız bile çoğu zaman. Canım ne gereği var ki. Daha 15 dakika önce beraber olmadınız mı? Kaç yaşındaki insanlara bu romantizm komik kaçmaz mı? Sokakta yürürken elini tutmazsınız eşinizin. Niye? Çünkü seks ile sevişmenin farkını bilmezsiniz. Sevişmenin nasıl başladığından haberiniz yoktur. Başbaşa yenen bir yemekle başlar sevişmek. Kadın yemeğe giderken, rujunu sürerken başlar. Erkek belki de traş olurken… Farkı bilenler yatağa girmeden çok önce başlar sevişmeye… Mekanı yoktur çünkü sevişmenin ve de zamanı… Oysa seks yatakta olur; alelacele, yarım yamalak…
Günün koşuşturmaları sonrasında gece aralarına sıkıştırılmış görevdir seks...
Günün koşuşturmaları arasındaki kaçamaklardır sevişmek...
Bundan sonra seks yapmayın! Sevişin...
*Oysa onlar yemek yer gibi seks yapmış, yutkunur gibi doyuma ulaşmış, bir saniye sonra da yaşadıklarnı unutmuşlardı.
*Duygu Asena
Aşk gidiyorum demez

