düş'er

Erkeğe düşeri severim ben...

Erkek "gelsene" demez, "ben geliyorum" der. Kadına gitmek, erkeğe yakışır çünkü. Ayağına çağırmak değil...

Bi yere gideceksem olası sevgilimle, eve bırakılmalıyım misal. Çünkü o erkek, ben kadınım! Ona düşer. Evet, başkalarıyla olduğumda eve yalnız dönebilirim. Hatta çok daha geç saatlerde ve çok daha fazla içmiş olarak. Lakin sevgilim olmaya niyetli bi adamlaysam, beni kapıma kadar bırakmalıdır. Ve hatta apartmana girmemi beklemelidir. Olması gereken budur.

Ya da taksi çevirmek gibi mesela. O da erkeğe düşer. Sinirliyken bile, "bin şu taksiye!" dese bile...

Ve sinirliyken sakin kalmak da işin aslı erkeğe düşer. Karşısındaki kadın delirse de… Her türlü kıskançlığa, ağlamaya, bağırıp çağırmaya, tacize dirensin. Evet, zor ama erkeğe düşen bu.

Hep beraber bi yere gidilmiş olsa, benim hesabımı da ödemelidir. Parası değil burada mevzu. Flört budur. "Bu kadının hesabı benimdir, benimle görün" demektir. Erkeğe düşer...

Şehir dışına çıkarken "bi şeye ihtiyacın var mı?" diye sorması, hatta kredi kartını gizlice çantama atmasıdır. Evet çalışan bi kadınım, evet bi şeye ihtiyacım yok, evet o kartı hiç kullanmam ama erkeğe düşer. Beraber olmak demek, arkada kalanı kollamaktır çünkü.

Eski sevgilinin adı geçtiğinde sormalıdır. "Anlat bi bakalım, kimmiş o?" demelidir. Öyle sorguya çeker gibi değil, bilmek ister gibi. Sormak ve sormayı bilmek de erkeğe düşer...

Aslında hemen hemen tüm sorular erkeğe düşer… “Üşüdün mü? Acıdı mı? Özledin mi? İster misin? Kalır mısın?” ve dahi “gider misin?” Çünkü yeri gelince göndermesini bilmek de erkeğe düşer.

Ve bi kadını şımartmak da erkeğe düşer. Kadının sigarasını yakmak erkeğe düşer. İçkisini kadehine, şalı omuzuna koymak da...

Yemek yapmak, bulaşık yıkamak filan değil ama mangal ve balık erkeğe düşer. Ve elbette ki şarap açmak da... İşin aslı çok da yakışır bunlar erkeğin eline. 

Aramak da erkeğe düşer. Seviştikten sonra da, tartıştıktan sonra da... Kadın %100 haksız olsa da, erkek arar... Erkek arar, kadın özür diler. Erkek arar, erkek özür diler. Demem o ki; her durumda erkek arar be...

Velhasıl erkeğe düşmesine alışkınım ben... Kendi arabamla bile gitmiş olsam eve kadar eskort yapılmasına, lavaboya giderken çaktırmadan hesap ödenmesine, koruyup kollanmaya (ihtiyacım olmasa bile), "naber" değil, "nasılsın" diye sorulmasına, aranmaya, gözlerimin içine bakılmasına, “özel” hediyeler alınmasına (özel tırnak içinde dikkat ettiğiniz gibi), başımı omzuna koyduğumda sarılmasına, ilgiye vs.

Özetle
beni, kendine alıştırmak erkeğe düşer…