zordur almak bizden kızı!

Yazının şarkısı budur. Dinleyerek okuyunuz.


Taksim’de her zamanki mekanda oturmuştuk. Masayı donatmıştık ama kimse henüz kadehi eline almamıştı. Bu bi sınavdı. Yazılı kuralları olmayan ama tüm çetenin bildiği…

“Evet, başlıyoruz” dedim. Selen masanın üstünde duran telefonunu Meral’e doğru itti. Kaçacak yeri olsa, eminim arkasına bile bakmazdı Meral. Lakin yolu yok. Hepimizin geçtiği ya da geçmek istediği o sınav, bu gece Meral için yapılıyordu…

“Canım n’aber? Nerdesin? … Hımmm hayatım anladım da ben hazır değilim henüz. 1 Saat sonra gelir misin? Oyalan işte biraz. … Tamam görüşürüz.” Diyip telefonu kapadı Meral. (+10)

Ve herkes aynı anda kadeh kaldırıp “şerefeeee” dedi…

Meral, Şebo’ya “az ye iç” dedi…

Osman, Meral’i evden almak için Maslak’tan Suadiye’ye geliyordu. Meral aradığında tam köprüdeydi. 1 Saat bekleyeceğini duymak hiç hoşuna gitmemişti ama sesini çıkartmamıştı…

Tam tahmin ettiğimiz gibi 1 saat sonra Meral’in telefonu çaldı. Meral isteksizce açtı, “hayatım şimdi Naz’la Yiğit geldi. Biz çıktık yoldayız. Taksim’e mekana geçiyoruz. Orda buluşalım.” Hızlı hızlı konuşup, telefonu kapatmıştı. (+10)

Naz bi kahkaha attı. “o laf doğru olsa, hepimiz şu an sağırdık!” dedi.

Meral mızıklanmaya başlamıştı. 
Yiğit kızdı, “benim ne günahım vardı. Mahvettiniz beni. Ben anlamam. Osman da geçecek bu yollardan.” 
Yudum Yiğit’e çıkıştı, “geçecek geçecek de sen sus. Sen damat kontenjanından girdin çeteye. Çok konuşma.” 
Hepimiz gülmeye başladık. “Şerefeeeee”

“Şebo nolursun yaa, az yee” dedi Meral.

2.5 Saat sonra Osman geldiğinde suratı düşmüştü. Yine de olumsuz bi şey söylemedi. Hepimizle tek tek merhabalaştı… (+10)

Osman, Meral ve Şebo’nun ortasına oturdu. Muhabbete başlayınca Osman iyice neşelendi…

Herkesin keyfi yerindeydi. Yalnızca Şebo durmadan şikayet ediyordu. Yarım saat sonra Şebo “inanabiliyor musunuz yine ayrıldıkkkğğğkkkggg…” diyerek Osman’ın üstüne çıkarttı. Yani kustu…

Bu işi Şebo’nun yapmasının iki sebebi vardı. Diğer kızlar içlerinden kıskıs güldükleri için depresif rolü yapamıyorlardı. İkincisi ve daha önemlisi; Şebo istediği zaman kusabiliyordu. Evet inanılmaz ama canı istediğinde, ortada hiçbir sebep yokken kusabilme yeteneğine sahipti… Meral’in “az ye” demesinin sebebi buydu. Gerçi zaten bu yalvarmalara kulaklarını tıkamış, bütün mezelerden haylice yemişti Şebo…

Osman hiç mi hiç bozulmadı. Meral’e “bi lavaboya gidin de yüzünü gözünü yıkayın” dedi. Şebo’ya “amaaan sana adam mı yok. Bak bizim Mehmet’le tanıştırayım sizi ben” gibi şeyler diyip, moral düzeltme çabalarına bile girdi. (+10)

Kızlar wc’de gülmüşlerdir ama biz masada çok ciddiydik. Skor tutuyorduk ve Osman açık ara Yiğit’i sollamıştı. Çünkü Yiğit kendi sınavında, Naz’a laf çakmıştı. Oysa Osman son derece iyi gidiyordu.

Kızlar gelince Osman lavaboya gitti. Üstünü temizlemeye…

Meral “n’olur yeter artık. Adam geri alacak teklifini. Evlenemeyeceğim sizin yüzünüzden” diye söyleniyordu. 
Damla “s.ktrsin be ordan. Hem bunlar olabilecek şeyler. Seni yüzüstü bırakıp gidecek bi adamla evlenmek istemezsin herhalde” dedi. 
Meral “evet de aynı gün gelmez kimsenin başına. Kocam kaçacaaak” dedi. 
Yiğit “seviyosa kaçmazzz” dedi. 
“Şerefeeee”

Osman geldi, oturdu. Oyun sırası artık Meral’deydi. Karşı masadan bi kadını işaret etti “ne bakıyosun sen kadına iki saattir?” 
Osman ne olduğunu bile anlamamıştı. “Saçmalama istersen Meral” filan diyebildi. Bizim kız diretiyordu; baktın işte gördüm diye. Osman dayanıyordu, “hayatım bak içtik de. Sonra konuşalım. Yok öyle bir şey” filan falan… Kendi sinirlenmediği gibi, (sözde) sinirli Meral’i de sakinleştirmeye çalışıyordu. (+10 Puan daha ekledik hanesine.)

Artık saatler iyice ilerlemişti. Osman “artık kalksak mı?” dedi.
“hooop” dedim “daha asıl mevzuya gelmedik!”
Osman şaşırmıştı. “Noldu ki?” dedi.
Naz araya girdi “eee” dedi, “daha bizden istemedin Meral’i.”
Osman hala ifadesiz bi yüzle bakıyordu. Eminim o an 3 saniyede gözünün önünden olanlar geçmiştir. Sonra birden her şeyi anladı. “Doğru ya!” dedi, “kusuruma bakmayın.

Allah’ın emri, peygamberin kavli ile Meral’i sizden istiyorum.”

Meral, ne güzel bi adam seçmişti sevmek için…

“Verdik gitti” dedik hep bir ağızdan.
“Şerefeee…”