alışmanın dramı & yanılgılar yokuşu

Bana alışma” dedi adam.
Alışmak cinayettir" dedi adam.
Daha neler neler dedi adam:

Bu bir yokuş. Bu tuhaf bir yokuş. Bu yokuşta yukarı mı çıkıyorsun aşağı mı iniyorsun fark edemiyorsun. Belki de “yanılgılar yokuşu.” Yanılgılarımız günahsızdır. Yanılgılarımız; yaşamımız boyunca bize harcamamız için verilen acılı duygulardır.

Yaşamım boyunca sürekli, değişik mutluluk karışımları hazırlayıp denedim üstümde. Kimi etkili kimi de etkisiz oldu pek tabii. Aslında çoğu zaman her şey bir karmaşa gibi geliyor. Yani şöyle düşün: Ben karmaşadan yapılmış bir yumağım ve yuvarlanıp gidiyorum. Bazen açılıp saçılıp düğüm düğüm oluyorum. Korkuyorum, korkmuyormuş gibi davranıyorum. Korkmuyorum, bu sefer de korkuyormuş gibi davranıyorum. Ya da ağlamakla ağlamamak arasında gidip geliyorum yaşamımda. Yaşamı; ipince, her an kopacak bir ip gibi görüyorum bazen. Ya da sırtımda ağırlığını hissettiğim hüzünlü bir yük gibi…


Yüreğimi gülümsetmeyi becerebilen birkaç mutluluğum da olmasa, nedensizliklerim içinde nefes alamazdım inan...

Ben bir ağacın bir dalı bile olmaya ürkerken, sen alışmaktan bahsediyorsun bana!

Bir kapı düşün. Ardında sevda var. Kolay mı o kapıyı açıp girebilmek? Bilmez misin ki kapının kilidi alışmakta gizlidir. Ama ben ile ruhum, sevda konusunda daha barışabilmiş değil ki. Ya bir daha yüreğim, yüreğin kanarsa? Ya bir kez daha kan kaybından yüreğim, yüreğin solgun düşerse. İşte o zaman ha alışmışsın, ha yüreğime çekmişsin tetiği. Alışma. Alışma bana. Artık faili belli yürek katili olmaya ne ben alışabilirim, ne de karşımdakinin alışmasını isterim. Sen en iyisi çek elini kalbimden. Ne sen alış, ne de kendini bana alıştır...


“Bana alışma” dedi adam.
“Alışmak cinayettir” dedi adam.
Hala çıkarken yanılgılar yokuşunu,
daha neler neler dedi adam…

0 leblebi: