fazla duygu, iz yapar!

Belki yapmamam gerekirdi… Sadece, belki… ama yaptım…


Bir sms attım “İstanbul'da mısın?” diye. Görüşmeye giderken yolda bunu düşündüm. Keşke “hayır” deseymiş… Fiziksel olarak hiç değişmemiş. Aynı gözler, aynı saçlar, aynı eller… 1 Senenin özetini geçti yolda. Ekimde trafik kazası geçirmiş. Araba hurdaya, kendi haberlere çıkmış. Yaşadıklarına gülümseyerek anlattı bunları. Ben eve giderken ağlayarak düşündüm oysa; ölsek birbirimizden haberimiz olmayacak mı?


Arabanın radyosunda bir adam kendinden emin şarkı söylüyordu: Seni kendime sakladım… Her şeyi ben hesapladım… O’nu kendime saklayamadım… Ben hiçbir şeyi hesaplayamadım…


Yolda tekel ihtiyacımızı giderdik. Benim menthollüden ve bikaç şişe bira… “Sana içirmem lazım” dedi. Nedenini sormadım… Ben gergindim. O tedirgin.


Evde hazır bir şeyler yedik. Sonra stokları tüketmeye başladık. Sigara, içki ve birbirimizi… Öpüştük, pek çok kez. Ağzını ilk başka bir şey için açmıştı ama sanki. Seviştik, bir kezden fazla. Başka bir yerde gibiydi aklı. Ve bu malesef benim büyüleyiciliğimden değildi. O yaşamaya korkmadı, ben sormaya korktum… En sonunda, sabaha yakın bir zamanda söyledi: “Yaza evleniyorum.” Beynimden ve kalbimden aynı anda vuruldum…


O rahatça uyudu… Ben ağzımdan soludum…

Kolay değil, ilk kez birini işbirliği ile aldattım…

Yanında yattım ama gözümü kırpmadım…



Sabah kalktım, yanağımda yastığın izi…

Biliyorum… Susmanın günahı bende var…


Ve seni hatırladım Erdem…

Haklıydın olm; “fazla duygu, iz yapar!”

2 leblebi:

Hidayet ATEŞLİ dedi ki...

Yazısı benzeşesiceler...

Yaşamakla, yaşatmak aşağı yukarı aynı kapıya çıkıyor. Sanırım çarpışılan yer tam da burası...

"leb" demeden... dedi ki...

@Hidayet
herkesin yaşadığı üç aşa beş yukarı aynı be :)