adam'sızım...

Aşk; beyin, duygu ve ten işidir derdim hep.
Her yerim acıyor. Şimdi neremi törpülesem, daha iyisi yok etsem?


Beynimi mi?
Düşünmemek lazım.
Düşünme...
Düşün...
Düşü...
Düş...


Duygularımı mı?
Sigara söndürüyorum üstlerinde. Bana mısın demiyorlar.
Ya çok taşlaşmışım ya da çok duygusalmışım.
Taştan duygusal.
Duygusal...
Duygu...
Duy...


Tenimi mi?
Soğuk duş almış gibiyim. Tenim taşımıyor artık beni. Eskiden dokununca anlaşılırdı içim.
Şimdi sadece dışımın örtüsü tenim.
Tenim...
Teni...
Ten...


Herkes sancılarımın buharlaşacağını, ayrılığın tadını çıkarmamı söylüyor. Tadını çıkarıyorum ben de. Mayhoş, acı, buruk bir tadı var. Bak ne kolaymış birinin hayatından çıkmak. Teşekkür etmeliymişim bu iyiliğin için. Beni bu hale getiren birine teşekkür edemiyorum. Üzgünüm. Toparlanırım ama. Nasıl ki mutluluğu bitmez sanıyorsam o sevda zamanlarında, şu an da acıyı tükenmez sanıyorum.


Ama tükenecek, bitecek, geçecek gidecek. Mi?


Merak ettiğim bana neye mal olacağı bu gidişin. Neye?


Yokluğunun sevda altında görünmez oluşunun ikinci günü. Oysa farkındaydım biliyorsun. Haftalardır, belki de aylardır kaybedişimizin.


Doğum günün kutlu olsun. Hediyeyi veren sen oldun ama. Daha paketine bile dokunamadığım bir hediye. Açmaktan korktuğum. Senin korkularının hediyesi.


Korkunun ecele faydası var mı?


Ben ecelin değilim ki.


Bana ne faydası var?


Hiç!


Belki bir gün yine bir çift selamına güvenirim.


Belki...
Bel...
B.....


Alırım ileride bir nefes ben de…

0 leblebi: