bir kitap taslağı

Ağır bir kitap değil, aksine çok hafif...
Bir cep romanı, pembe dizilerin bir bölümü, mecburen yazılmış aslında boşuna bir el kitabı, yazılmasına ve tabi ki okunmasına gerek olmayan bir kullanma kılavuzu... Kısaca "olmazsa olmaz" değil. Şartlı ama öylesine bir kitapçık...

Nerden geldiğini bilmeden evimde bulduğum, okumuş bulunduğum ve okumaktan için için pişman olduğum bir kitap...



Tek cümlelik dersler çıkardım senden. Maddeler halinde...

1. Çok afilli bir kapağın vardı. Renkli, dikkat çekici, "gel beni oku" diyen. Hevesle açtım. Yeni bir şeyler öğrenir miyim diye zevkle okumaya başladım... Ve ilk dersimi aldım: KAPAĞINA GÖRE KİTAP ALMA!
Okuduğun içerik olmalı...

2. Tek istediğim beni anlayacak biriydi belki de. Çünkü bir aşkın köşesinden yeni dönmüştüm daha. Aşk, o aralar aradıklarım arasında yoktu. Bunun garantisi ben verdim sana: "aşık olmak yok bak ama!"... Ve senden bir ders daha: İNSAN DUYMAK İSTEDİĞİNE İNANIR!
Bir sayfa daha çevirdim...

3. Tanımıştım seni. Daha önemlisi kendimi tanıyordum. Okuyordum. insanları ve hayatı anlıyordum. Ve sen "bana aşıksın, bırakamazsın beni" demiştin. Gülümsemiştim. Üzülmüştüm de için için, senin için... Senden bir ders daha çıkarttım: BAZEN YAZILAN BAŞKA OKUNAN BAŞKADIR!
Yine de devam ettim seni okumaya...

4. Seni dostlarımla tanıştırdım. Zannettim ki herkes hayatında yeni kitaplar ister. Ve her kitabın sağlam bir hikayesi vardır... Oysa sen, okutacak hikayeleri seçemedin. Kitabın ilk satırlarında, tanıştığın yeni kadını anlattın. Mesaj vermek kaygısıyla. Oysa ben garantimi çoktan vermiştim... Bir başka ders çıktı bundan: BAZI KİTAPLARDA KADIN KAHRAMANA YER YOKTUR!
İnatla okudum...

5. Başkasından aldıklarını bana okuttun. Duymak istemedim, "paylaşma" dedim. Oysa sen herkesi birbirine karıştırdın. Bana nasıl onları anlattıysan, onlara da beni okudun... Herkes ben değildi. Okudu, dinledi, güldü, eğlendi... Neyse ki hiçbir zayıflığımı, sana göstermedim. Bir ders daha aldım: KİTAP SEVMEDİĞİN BİR TÜRSE EN BAŞINDA OKUMAYI BIRAK!
Bir kitabı okurken, konuşmamak gerekir...

6. Önsüzünde şiirler vardı hem de Nazım'dan. Yaşar Kemal'den cümleler. Girişin edebiyattı yani. Gelişme ve sonuçta sövgüler. Buydu senin edebiyatın... Benim bildiğim edebiyatın hiçbi yerinde küfürlere yer yoktu oysa. Yeni bir ders duruyordu karşımda: HER KİTAP EDEBİ DEĞİLDİR!
Okuyucu, küfür gibi yaşamalıdır...

7. Hemen her yatağın başucu kitabı olduğundan şimdi o kadar eminim ki. Oysa seni okurken özel baskı sanmıştım. Okuyucu saflığı işte... Bana bir ders daha çıktı: KİTABI ÖZEL YAPAN ASLINDA OKUYUCUNUN HAYAL GÜCÜDÜR!
Ben kitap okumanın adabını bilirim...

8. Ve benim bildiğim bir kitabı aynı anda 1 kişi okurdu. 1 Kitaba eş zamanlı 2 okuyucu fazlaydı. Meğer sen okuyucu açlığı çekliyormuşsun. Selamladın, öptün yüzünden her okuyucuyu... Ders üstüne bir ders daha: BAZI KİTAPLAR ELDEN ELE GEZERKEN DEĞER KAYBEDER!
Son sayfadayım...

9. Her kitabın bir hikayesi olmalı ama kendi hikayesi. Başkalarından topladığı çalıntı rollerle değil. Yazarının yaşarken yazdığı... Son ders: KENDİ KİTABINI YAZ!
Ve okuyucu yazmaya başladı...






Ben gö(tü)rüp gö(tü)rebildiğin en kaliteli okuyucuyum!
Güzel olduğumdan değil_ki değilim,
   zeki olduğumdan değil_ki değilim,
      seni her şeye rağmen okuyabildiğim için...

0 leblebi: