saçmalık işte...

Sarhoştum...
Sevişirken kulağıma fısıldadın: sen dünyanın en güzel kadınısın!
Ben dünyanın en güzel kadınıyım... Ben “güzel“im... Ben...

Ve pamuk prensesi gördüm rüyamda
ama masal, beni öptüğünde başladı...

Öptün beni caddenin ortasında. Yürürken birdenbire çekip kolumdan.
Öyle buse filan değildi; ıpıslak, ciddi ciddi, uzun uzun öptüştük.
Otuz küsür yaşındaki insanlar utanmadan hem de...

Kimin gözleri açıktır rüyada?
Ve kim bakabilir sevişirken karşıdakinin gözlerine?
Zırhsız ve kılıçsız bir dövüşe hazırlandım Sagalassos ile.
Ganimetlerinden ayırdım bir yudum toprak testime, kana kana içmek için.
Ve uyandım bir sabah... Ağzımda yüzyıl önce ezilmiş üzümlerin tortusu...

Şimdi sevdama başka düşler lazım...
Bir duygunun anısı attığın kahkahaların içinden adımı seçtim oysa.
Sonra sen gülmez oldun, sonra ben yaşamaz...
Olmaz olduk şimdi.

Seni kaybettim. Böyle başladı her şey...
Ansızın uyandım uykumdan. Öptün yine boynumdan...
Karar verdim; bir kez olsun gözleri açık öpüşebilmeli insan.
Aç gözlerini sevdiğim... Buradayım...

Dik gözlerini gözlerime ve eğil yüzüme. Seril üzerime ve içime.
Taa ki birimiz korkup kaçana kadar.
Ben pervasızım. Yeter ki sen gözlerini kaçırma benden.
İhtiyacın olan her şey bende. Tenimde, beynimde ve kalbimde...
Gel... İnat etme...

0 leblebi: