elimin kiri

Elinizin kiri nedir sizin? Ya da anladığınız?

Para mı misal... Kendi kazandığınız para neden kendi elinizin kiri olur ki. “Ben maddiyata önem vermiyorum!” demenin abuk gösterişidir bunlar. Geçiniz...

Ya da çapkınlığınızın 3. kişisi midir elinizin kiri? Hadi oradan. Karşılıklı alışverişlerde bile kontrolün sizde olmasını ya da belki terk edilmeyi hazmedemediniz mi? İlk fırsatta bayıla bayıla yanına koştuğunuz kadın/erkek mi elinizin kiri şimdi? Geçiniz...

Ben söyleyeyim size elin kiri nedir...

Ben sevmem beyaz sayfaları... Yılmaz Erdoğan gibi uçak veya uçurtma yapmayı, bilmem... Yazmayı bilirim ben. Yazmak değil aslında benimki, kusmak! İyi / kötü fazla olan her şeyi çıkarmak. Ne zaman çok fazla pasta yesem, ağır gelir misal kreması. Ya da dibini görsem daha ilk şişenin, aşar bünyemi. Bunun gibi işte benim için yazmak... İçimi dışıma çıkartmak...

Edebiyata inanmam... Yaşananların, birilerine bir şeyler yazdırdığına inanırım. Tümden gelirim. Ve bu konuda daima tüme varırım... Yazılanları okurum. Yazanı görürüm. Yaşadıklarına ulaşırım. Evet, edebiyattan anlamam. İstediği kadar kafiyeli olsun misal bi şiir. Okuduğumda beni de almıyorsa yanına ı ııh... Ben yazanı değil ama yazılanı gözünden tanırım...

Yine de ben de yazarım. Haddimi bilirim ama zehirlenmemek için kusmalıyım... Bazen birileri de okusun isterim. İsterim ki okuyan da yazdığımla göz göze gelsin. Gelememişse? Umrumda olmaz. Misal küfür etmek serbesttir benim yazdıklarıma yorumlarınızda. Asla silmem. Çünkü bilirim ki herkes er ya da geç kendini gösterir. Bilirim ki birileri de bu şekilde sesini duyurmaya çalışır. Dertleri yazdığımın kötü olması değil, basit bi kendini ispatlama çabasıdır. Ve belki de “eline / yüreğine sağlık” diyenlerden daha çok saygı duyarım küfür edene. En azından içindekini kusuyor derim. Yüzüme gülenlerin içinden geçenleri kim bilebilir?

Toplantılarınıza filan katılmam. Çünkü ben fikrine değer vermediğim birinin masasında da oturmam. Ve hiç haz etmem; birbirini nette boğan sonra masada kadeh kaldıranlardan. Bence tükürmeyeceksin ya da sonra yalamayacaksın... Ötesine saygı da duymam...

Hiçbir zaman 2 nick almadım... 1 nickimle yağ çekerken diğeriyle sövmedim. Ama tanımadığım kimsenin önünde de soyunmadım. Adım – Soyadım gerçekte benimdir. Net kimliğim, etiketlerim, adım sanım ve dahi şanım olmadan olduğum yerdir. Oyun bahçemdir...

Emeğe saygı zırvalarına çok gülerim. Yazmak emekle olmaz. Elini koyarsın klavyenin üzerine ya da kalemi kağıdın. Sonra kendiliğinden olur biter her şey! Üzerinde saatlerce düşünerek yaşamıyor ki insan. Ve yaşadıklarını yazıyorsa insan?!...

Yazdıklarımı “sadece arkadaşlarım okusun” komik gelir bana. Yine bilirim; bunu seçenlerin pohpohlanmaya nasıl bayıldıklarını. Arkadaş hatrına bu tuhaf durum. Bana ne katar ki kalbim kırılmasın diye yazılan yorumlar / verilen puanlar?... “N’olur beni oku. Yorum Yap” diye yalvarmayın mesajlarınızda. Okuyacağım varsa da okumam yeminle. Elimin kiri kimdir ki? Size “aferin” desem nolur? Demesem nereniz eksilir. Boncuklarınızın sayısı beni ancak zerre kadar ilgilendirir!

Ben “iyi birisin ama b.ktan yazmışsın” diyebilmeyi isterim. Arkadaşlarımı da bunu söylediğimde kırılmayacak / kızmayacak insanlardan seçerim... Siz de rahat olun. Egom o kadar zayıf değil, korkmayın. 30 küsür yaşımda kimi ciddiye alıp kimi almayacağımı gayet iyi bilirim... Kirli olsa da ellerim...

Evet, kirlidir ellerim... Siz kuşlardan, ilkbaharda kırlarda koşmaktan, denizin mavisinden vs bahis ede durun. Hayatın pisliklerini ben yazarım. Ölümü, koynuma aldığım adamı, annemi ve (bilhassa hayatımdaki ilk erkeğimi) babamı ya da ne bileyim kediye çarpan arabayı...

Ben sizin yazamadıklarınızı yazarım...



Elimin kiridir yazdıklarım!...

0 leblebi: