kırmızı

Şebo ve sevgilisi.

Şebo. Bizim kız. Çetenin kıdemli delisi. Eğlenmesini de çalışmasını da bilen, dinlemesini bilen, konuşmasını bilen, hani “oturup kalkmasını bilen”, bilmiş hatun Şebo. İşi ile ilgili her türlü abuk sabuk isteğimize “tamam” diyen, düğünün kamberi, çoğunlukla birlikte güldüğümüz, arada sırada da içimizi döktüğümüz kadın.

Sevgilisi. Şebo’nun “adam” dediği, bizim “herif” diye bahsettiğimiz şahıs. Tanımsız.



Bir gün çeteyle beraberken, telefon geldi Şebo’ya. Tanımadığı bir numaradan ve tanımadığı bir kadından. “Bak” demiş telefondaki ses, “ben, seni biliyorum. Artık sen de beni bil. Sevgilimiz ortak. İkimizi de terk edemiyor. Bana inanmayabilirsin ya da işin kolayına kaçıp beni suçlayabilirsin.”

Şebo şok olmuştu. Suratı bembeyaz oluyormuş insanların gerçekten. Ben o güne kadar, sadece filmlerde olur sanıyordum çünkü. Susun yapıp, hoparlörü açtı Şebo. Elleri titriyordu. Konuşunca sesi de titredi; “neden inanayım sana?”

“Sevgilimiz bu haftasonu benimle olacak. Sana iş gezisine gidiceğini filan uydurucak tahminim. Eğer bana inanmıyorsan, bu konuşmadan ona bahsetme. Sana ispatlayacağım.” Ve telefon kapandı.

Sevgilimiz” demişti kadın. Bence haklı da. Öyle ya, herifin bi gecelik yattığı ya da düzenli seks partneri gibi bişi değil. İlişki yaşadığı diğer kadındı o. 2. Kadın bile denmez. Zira kim 1. kim 2. çözememiştik o zaman. Anlamış da değiliz hala.

Şebo ağlamaya başladı. Sadece yaşlar dökülüyordu ama. Sanki porselen bir bebek gibiydi.

Takılmış plak gibi mırıldanıyordu; “n’apmam lazım… n’apmam lazım… n’apmam lazım…”

Çetenin ortak kararı ile bu telefondan herife bahsetmemeye karar verdik. Şebo’da aynı fikirdeydi. Ancak Şebo, haftasonu için şehirdışına bi kaçamak teklif edecekti. İçin için diğer kadından emin olsa da, sanırım tercih edilmeyi umuyordu.

Olmadı. Avukat ya herif, şehirdışında bir davaya gireceği yalanı uydurmuş. “Kariyerim için önemli. Haftaya kaçarız, söz” gibi cümleler de kurmuş. Şebo çok soğukkanlıydı anlatırken. Gülümseyerek “peki” demiş sadece.

Hafta sonu oldu. Şebo sevgilisini uğurladı. Yalnız kalmak istemedi, bizi çağırdı. Toplandık evde. Şarap açtık. Sessizlik arası muhabbet ediyoruz. O da güya. Nasıl manasız ama…

Bi SMS geldi Şebo’ya. “Kral’ı aç.”

Açtık. Bilmem kaçıncı, Kral TV ödül töreni vardı. Bir şey olacaktı ama anlamamıştık. Hipnotize olmuş gibi ekana bakıyorduk.

Sonra herifi gördük. Yanında hoş bi kadın vardı. Kadın, kırmızı bir elbise giymişti. Şimdi düşünüyorum da; özellikle kırmızı seçmişti.

Şebo yine ağladı, kan kırmızı…

7 leblebi:

cipim dedi ki...

off off off. çok fena. bende yaşadım ama ben telefon eden kadındım. şebo da benim ortak. neler olabileceğini tahmin edebiliyorum.

Aslı dedi ki...

Bu durumda yapılacak tek şey hadi sana iyi günler demek. Sanırım Şebo da yapmıştır.
İnsanlar bu kadar iki yüzlü olmayı nasıl beceriyor anlamıyorum, anlamak da istemiyorum. Herif resmen ikili hayat yaşıyor.
Sinirlendim bak!

leb demeden... dedi ki...

@cipim
Şebo'nun maceraları devam edicek ;)

@Aslı
yok, Şebo yap(a)madı. bu sefer yani...

Aslı dedi ki...

Üzüldüm, neyse vardır bir beklediği.

penelope dedi ki...

öküz sana leblebi diyorya hoşuma gidiyor bende desem ona ya da sana ayıp olurmu bilmiyorum ama ;

herif hanzo tamam da şebo da sağlıklı değil kızma bana..kişiliği çok da oturmamış ya da eksik kişilik..hangi sağlıklı birey ,kendisine vuran ,aldatan hayvan muamelesi yapan yalan söyleyen bi adamı bu kadar çeker.ve iki kadın bi adamla olmayı hazmederke nasıl diğer kadına "ortak" der.anlamıyorum ben..
arkadaşının rehabiliteye ihtiyacı var.ve bu zararlı bağımlılıktan kurtulmaya...

leb demeden... dedi ki...

@penelope
bozulmam. sen de de .)

bunlar geçmiş yıllarda kalan olaylar.

son yazıda sadece ŞEbo'yu yazmaya karar verdim zaten. ne düşündü, ne hissetti, nasıl kurtuldu vs

Zeyno dedi ki...

Kızım sen yAzma valla çünkü çok fena acıtıyosun insanı. Nasıl bir final yapmak bu yaaa. yAzma! Sen böyle yAzdıkça benimde fena yAzasım geliyor kırmızı kırmızı. Hikaye ye değil de sana yorum yapmak geldi içimden...Kalemine kuvvet. Allahın leblebisi :)))