bomba

Biri olmalı artık. Kanırta kanırta girmeli hayatıma. Zorla dayanmalı kapılarıma. Direnmeliyim, açmamalıyım, açılmamalıyım, güvenmemeliyim, korkmalıyım...
Olmamalı...

Öyle kapıya yakın bi tabure için değil; yemek masama, banyo küvetime, mutfak tezgahıma, yatak odama girmeli... O giren,
sen olmalısın...

Ne bileyim... Öğlen yemek saatine 5 dakika kala aramalısın. “Sizin oralardayım. Hadi yemeğe çıkarayım seni” demelisin. En salaş halimi görmelisin. Ya da “gel. Sana yemek pişireceğim” demelisin. Gerekirse aç oturmalıyız. Ama ben kesinlikle gelmeliyim. Ve kapıyı sen açmalısın bana, ardına kadar. 1 Adım geri çekilerek içeri davet etmelisin. Kapı önü sevişmelerini sevmiyorum ben...

Bomba gibi düşmelisin hayatımın pazar yerine. Her şeyi yıkmalısın, benim yeniden yapmam için. Alt üst olmalıyım. Canım acımalı. Sen pansuman olmalısın. Düşünce dizleri kanayan bi çocuk olmalıyım. Bacaklarımı yalamalısın...

Benim için uğraşmalısın. Yanımda olmak için, benle olmak için,
beni yaşamak için... Neleri sevdiğimi bilmelisin. Misal, elinde sevdiğim grubun CD’si çıkagelmelisin. Hiç dinlememiş gibi yapmalısın. Heycanlanmalıyım. Sana, nası müthiş müzik yaptıklarını anlatmalıyım. Belki ilk sevişmemizde fonda o CD çalmalı...

Kar yağdığında beni aramalısın sevinçle. Lapa lapa mı, tipi mi yağıyor ya da tutup tutmayacağı tahminini söylemelisin. Ve telaşlanmalısın... Ya hava muhalefetinden görüşemessek diye. Aldığın 1 avuç tuzu yola serpmelisin, uğur getirsin diye. Akşama tenimin tuzunu tatmalısın...

Çok mu düzgün geldi? Değil... Maval da okumalısın bana. Gözlerini kaçırmalısın ama mutlaka. “Palavra sıkıyorum işte kadın. Biliyorsan üstüme gelmesene” der gibi. Halden anlarım ben de korkma. Ve yatakta söylenmediği sürece, inanma eğilimdeyimdir her yalana...

Tanıtmalısın kendini. Duygusuz olur diye, bakmam ben fotoğraflara. Dokunmam gerek yüzüne. Kaç kirpiğin olduğunu bilmeliyim, nasıl ciddi baktığını bilmeliyim ve bu sırada dudaklarının nasıl yukarı kıvrıldığını, nasıl özür dileyeceğimi öğrenmeliyim, kimi kıskanıcağımı, nasıl öpeceğini ve nasıl sevişiceğini… Özetle; kim olduğunu bilmeliyim. Bellemeden sevemem ki…

Ve en önemlisi eksik olmamalısın hayatımdan… Hoş gel… Hoş kal…

3 leblebi:

sevi dedi ki...

Bomba olmuş bu yazı da... Ben de biraz nasiplenmek istiyorum, isteklerinden. Bu nedenle içimden "böyle bir adam var mı" desem de diledim işte. Ne bileyim belki bu bomba bir şeyleri değiştirir:)
Duygularına sağlık

penelope dedi ki...

soruyordu bana :
-seviyo musun beni
-evet
-ne kadar
-trenler kadar..
-trenler kadar mı? ilahi..hani okyanuslar kadar ,yıldızlar kadar filan denir ama trenler :)))
_çocukken trenler hep en uzun ve en büyük şey gelirdi bana ..en uzağa gidebilir..en derinlere gidebilir..uzaya bile gider..benim büyüklük kriterim o..trenler kadar..
-peki...ne kadar seviyorsun beni?
-trenler kadar..:))
_ben de seni..trenler kadar..
-yaşasın o zaman..peki kaç kere?
_ne?
_kaç kere seviyosun?
_:))))))) nası bi soru ki şimdi:)))
_söyle kaç kere?
-..ııı ...5 kere seviyorum:)))
-yaşasın o zaman..
-deli misin sen..nası bişeysin sen ..normal değilsin ..
_ne iyi değil mi..:))
_evet ..harika..peki bu garip sevgi sorusu sinsilesine ben de ekleyim bi tane ..neyle seviyosun..?
_...???
_hadi cevap ver ..garip sorular düşesi..cevapla..neyle seviyosun?
-kürekle:)))))
saatlerce gülerdik...klişemizdi..
-ne kadar seviyosun,kaç kere ,neyle?

aşk güzel şey be..şanslı hissediyorum kendimi..hani o kalıptaki adamı ömrümüzün sonuna kadar arayacaz belki..(öküz duymasın.).ama yaşadıklarımız da fena değil hani..inşaalah o adam sokağına çıkar bi gün..ama kafanı çevirip görebilirsin sen de es geçmessin umarım..:))

leb demeden... dedi ki...

@penelope

"vapur kadar" diyen bi sevgilim olmuştu benim de.

bunlar bizi kandırıyorlar mı acaba .)))



- Öküz sen nası seviyorsun?
- öküz gibi seviyorum leeeyn

.)))